Ülkemizde tenis oynayan genç çocuklara ne yapmak istediklerini sorduğunuzda büyük bir çoğunlukla alacağınız yanıt “ABD’den tenis bursu almak” olacaktır. Bu olgu zamanında benim Deniz-kızım dahil olmak üzere çoğu sporcumuzun yaşamına yön vermiştir. Bu yön doğal olarak kimine olumlu, kimine de maalesef tatsız yansımıştır. Kimi kendini bilimsel olarak geliştirmiş, yaşamını profesyonel ya da ailesel olarak kurmuş, kurgulamış ama diğerleri de o dipsiz, acımasız gayya kuyusunda kaderleriyle muhatap olmuşlardır! Ama şurası mutlak ki ABD’ye giden onca tenisçimiz içinden bir tanesi bile kendisine profesyonel tenis dünyasında esaslı bir konumda yer edip, adını andıramamıştır.
Bu yazıyı gerek “Sports İllustrated”den tercüme ve gerek gerçeklerle yoğurarak kaleme alış nedenim ise artık ABD’den tenis bursuyla üniversite eğitimi almanın eskisinden çok daha zor olmasıdır. Ailelere bir yol çizmek haddim değil, ama onca çocuğun yetişmesine ve gelişmesine şahit olmuş, işin mutfağını iyi bilen biri olarak onlara yardımcı olmayı da bir görev kabul ediyorum.
Üniversite tenis bursları, Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Asya'nın bazı bölgelerindeki aileler için olağanüstü bir değer taşır. ABD diploması, dört yıl üst düzey tenis eğitimi, dünya standartlarında tesisler ve üst düzey rakiplere karşı rekabetçi maç oynama ile birleşince, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan bir nimettir. ABD Tenisinin geçmiş dönemlerde uzun yıllar dünya tenisinin hakimi olmasındaki başlıca neden tenis sporu ile üniversiteler arasındaki sıkı bağlantılardı. Ancak kendini “akil” sanan bazı tenis-eskisi çok-bilmişlerin sistemi tepetaklak eden uygulamalarıyla bu bağlantı dejenere edildi. 2005 yılında, üniversiteler Liginde en üst kümede burs almaya layık görülen her 10 öğrencinin 7’si ABD doğumluyken, günümüzde bu sayı 4 bile değil. Üniversite Ligi bir “eğitim merkezi” ya da “yetenek yetiştirme üssü” iken adeta “show-business” odaklı bir “gösteri merkezi” oldu.
2005’te kadın tenisçilerin %69'u, erkek oyuncuların ise %71'i ABD doğumluydu. Şimdilerde, bu oran %44 ve %41. Yani, her iki cinsiyet için de %30’luk bir düşüş. Üniversite tenisi sanki bir heyelana uğrayıp yok edilmiş gibi! Bu yaklaşık 5.000’e yakın oyuncuyu ilgilendiriyor. Demek ki 2005 yılına kıyasla bu oyuncu torbasındaki ABD’li oyuncu sayısı 1.500 kadar. Yanlış anlamayın, torbadaki oyuncu sayısı yine aynı zira bu açık başka milliyetten oyuncularla kapatıldı.
Bu durum diğer spor branşlarında farklı. Onların veri-tabanındaki rakamlar hep daha yüksek. Bu farklılık küresel yetenek havuzuna dayanıyor. Dünyanın en popüler sporlarından biri olan teniste İspanya, Fransa, İtalya ve Sırbistan gibi ülkeler, korkunç bir hızla yatırım yapıp, elit genç tenis oyuncuları yetiştiriyorlar. Orta düzey bir kadro oluşturmayı benimseyen üniversitelerde burs/kadro için mücadele eden Amerikalı bir genç oyuncu, şimdi dünyanın en yoğun tenis-programlarıyla yetişmiş bir küresel yetenek havuzuyla rekabet etmek zorunda. Eskiden var olan bu geniş cadde (yani bölgesel ligde iyi oynamak sağlam bir eğitim kurumunda burs almak üniversite yıllarında gelişmek) şimdilerde daracık bir patikaya dönüştü. 2005'e kadar, bölgesel teniste güçlü bir oyuncu olmak, üniversitelerde 1.Lig(Division) kadrosunda yer almak için gerçek bir şanstı. Bu oyuncular kolaylıkla burs ve iş buluyorlardı. 2025'e gelindiğinde, Avrupa akademilerinde, 12 yaşından bu yana, tam zamanlı antrenman yapan oyuncularla mücadele vermek zorunda kalındı. Tabi ki başarılı olunmadı! Üstelik körelme koçlara da yansıdı. Piyasanın değişimiyle onlar da kendilerine ABD’den daha fazla olanak ve para sağlayan ülkelere göçtüler.
1.Lig’den bir koçun söylemi şöyle: "ABD dışındaki birçok ülkede tenis, popülerlik açısından öndedir. Bu ülkeler, tenis için en iyi sporcuları çekiyor. ABD'de tenis diğer sporların epey gerisinde kaldı, bu yüzden en iyi sporcuları çekmiyor ve en iyi uluslararası oyuncularla rekabet edecek elit oyuncu sayısı azalıyor." Doğru mu doğru…ABD'de en iyi genç sporcular daha çok futbol, basketbol, beyzbol, futbol ve lakros gibi sporlara çekiliyor. Kolları-ayakları hızlı, 1.80’in üzerinde bir sporcu, tenisten önce basketbola veya yukarıdaki diğer sporlara yönlendiriliyor. İspanya, Fransa, Hırvatistan, İtalya ve Sırbistan gibi ülkelerde, aynı çocuk televizyonda tenis izleyerek büyür. Uluslararası oyuncu havuzu daha derin çünkü spor kültürel hiyerarşide daha üst sıralarda yer alıyor. Bu ülkelerin çoğunda kültür, aile hayatı ve görgü daha önemli olduğu için yetişen çocuklar daha bir olgunlukla ve bilinçle yetişiyor. Konu esasen fazla bir bilimsel araştırma gerektirmeyecek kadar açık ve basit.
2014’te gitmiş olduğum İtalya-İngiltere Davis Kupasında ev-sahibinin koçu Corrado Barazzutti ile sohbetimizde “İtalyan tenisinin müthiş bir program izlemekte olduğunu ve bunun semeresini gelecek birkaç yıl içerisinde alacaklarını” belirtmişti. İşte görüyoruz “Sinner, Musetti, Berettini, Cobolli, Darderi, Paolini, Errani ve hatta Fognini”.
Üniversite sporlarında bütçeler ve maaşlar arttı, ancak sonuç üretme baskısı her ikisini de geride bıraktı. Her seviyedeki koçlar bunu hissediyor. Çoğu en güçlü kadroyu sahaya çıkarmak için her taşını kullanıyor. Uluslararası oyuncular, orta seviyede bile olsa, genellikle akademilerde eğitim almış, ITF gençler turnuvalarında yarışmış ve daha yoğun rekabetçi altyapıya sahip tenis kültürlerinden gelmektedir. Katkıya hazırdırlar. Erkek tenisi, bu körelmeden tüm diğer sporlardan daha fazla etkilendi. Devlet ve kamu fdesteği alan bir devlet okuluysanız ve takımınızın %70'i uluslararası oyunculardan ibaretse, bu sporunuzun çöküşünü tetikliyor. Tenis Dünyasında bir çiftler efsanesi olan Bryan kardeşlerin babası gayet net: "Amerikan üniversite tenisindeki yabancı oyuncu bolluğuna karşı yapılan mücadele olağanüstü başarısızdır!" Kadrolarda daha az Amerikalı oyuncu olursa, üniversite tenisiyle yerel bağlantının azalması demek. Bunun eksikliği, spor departmanlarının bütçe daraltması istendiğinde, programları kolay hedef haline getiriyor. Sistemin programsal daralması, Amerikan gençleri için daha az fırsat demek. Amerikan genç tenis gelişimi için bu eğilim rahatsız edici sorular doğurmaktadır. Kolej tenisi uzun zamandır Amerikan oyuncu gelişim yolunun merkezi olmuştur. Eğer bu kadrolar giderek yabancılarla doluyorsa, Amerikan profesyonel tenisini besleyen boru hattı ne olacak?
Tüm bu veriler sonucunda ABD Tenisi özüne dönüp, kendi sporcularının gelişimine yönelik atılımları başlatmıştır. Bu durum doğal olarak yabancı ülkelerde doğmuş sporculara verilecek burs oranını hem daraltacak hem de zorlaştıracaktır. Bilgilerinize sunarım.
Hoşkalınız…
Bekir EMRE
English