Ben 75 yaşıma giriyorum. Ömrüm boyu spor yaptım, top peşinde koştum. 50 yıldır üflediğim zıkkımı da geçtiğimiz aylarda bıraktım…Evden çıkmış otobüs beklerken cebimde tabakamın olmadığını fark ettim. Geçirdiğim panikten tiksindim…utandım. Ve bitti bu iş! Haftada 2 kez tenis oynayıp bir kez de tai-chi yapıyordum. Bunu haftada 5’e yükselttim (evden kovulmamak için kalan 1-2 günü eşime ve dört ayaklı canlarıma ayırdım!).
Emin olun şimdilerde 5 bile az geliyor, fazlasını arzuluyorum! Deriiin nefes alabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu farkettim. Günlük sosyal ya da işsel gelişmelere daha geniş bir perspektiften bakabiliyorum. Velhasıl kendime yeni bir dünya, yeni bir yaşam yaratmış oldum! İnanamazsınız nasıl gururluyum. Aşağıda bulacağınız bu makaleyi New York Times gazetesinin Pazar ekinde buldum. Mekanik tercümelerden nefret ettiğim için üşenmeyip bizzat uğraştım. Bir yerlere kendi fikirlerimi ekledim. Yaşıtlarımın hoşuna gideceğini düşünüyorum. Gençleri ise bir düşsel yolculuğa yönlendireceğine inancım var!
Araştırmalar, 65 yaş üzerindeki yetişkinlerin neredeyse yarısının yaşlandıkça bilişsel ve fiziksel fonksiyon testlerinde daha iyi sonuçlar elde ettiğini buldu.
Annette Benning ve Jodie Foster’in yer aldığı Diana Nyad’ın filmini izlemiştik. Bu kadın, 64 yaşındayken Küba’dan Florida’ya köpekbalığı kafesi olmadan 110 millik mesafeyi yüzerek geçmişti. Bunu başarabilen yegane insan. 35 yıl içerisindeki beşinci denemesiydi!
Bir söyleşisinde “12 yıl önce bu yüzüşü yaptığımda, bunun hayatımın zirvesi olduğunu” belirtmişti Nyad. Kendini fiziksel ve zihinsel olarak hayatının herhangi bir döneminden daha iyi hissettiğini söyledi. “Ve dürüst olmak gerekirse, bugün 76 yaşımda, genç dönemimden bile daha iyiyim.”
Bu kişiler istisna mı? Yoksa çoğumuz yaş aldıkça daha hızlı, daha güçlü ve daha zeki olabilir miyiz?
“Yaşamlarının ileri dönemlerinde gelişen bu insan örneklerini düşünmeye başladım,” dedi Yale Ünüversitesi epidemiyoloji ve psikoloji profesörü Levy. “Bu durum, yaşlanmanın kaçınılmaz ve evrensel bir gerileme/bozulma süreci olduğu yönündeki toplumsal inançla nasıl örtüşüyor? Bunlar istisna mı, yoksa ileri yaşın yeni anlaşılmaya başlanan bir potansiyelini mi betimliyorlar?”
Profesör Levy, yaşlanma üzerine (olumlu ya da olumsuz) fikir beyan etmiş birkaç bin katılımcıyı içeren “Health and Retirement Study – Sağlık ve Emeklilik Araştırması” verilerini ve onların bilişsel sağlıklarını irdeledi. Ayrıca, fiziksel uygunluğun iyi bir göstergesi kabul edilen yürüyüş hızlarını değerlendirdi ve verilerin ne denli geliştiğini görmek için bu katılımcıları tam 12 yıl izlemeyi sürdürdü…İlaveten, bu durumun yaşlanmayı algılayışla ilintisini araştırdı.
Ve, Levy ile ekibi, 65 yaş üzerindeki katılımcıların neredeyse yarısının sadece fiziksel ve/veya bilişsel değil, her iki alanda birden gelişim gösterdiğini buldu. Ayrıca yaşlanmayla ilgili olumlu inançlar taşıyanların bu grupta daha fazla yer aldığını keşfetti!
- Yaşlanmaya devam edecek misiniz?
- Evet.
- Ölecek misiniz?
- Şüphesiz.
“Ama bu süreci çok daha iyi hale getirebilirsiniz,” dedi konuyla ilgilenen bir başka uzman olan Kaliforniya Üniversitesi geriatri uzmanı ve tıp profesörü Aronson: Ona göre yaşlanma kaçınılmaz olsa da, bu, tek yönlü bir gerileme değildir. “Belki 40 yıl önce ki kadar ağırlık kaldıramıyorsunuz. Ama bir yıl öncesine göre iki katını kaldırıyorsunuz, çünkü yaşlanmakla yaşayabileceğinizi ve onu etkileyebileceğinize inandınız. Size bu inancı veren güç antrenmanlarını yapacak kadar pozitifsiniz.”
Yaşlanmak gerileme anlamına gelmez ! Yaşlanmayla ilgili kalıplaşmış yargılar pek yaygındır. 2024 yılında yapılan küresel bir araştırma, sağlık çalışanlarının yüzde 65’inin ve genel nüfusun yüzde 80’inin demans oluşmasının yaşlanmanın normal bir oluşumu olduğuna inandığını ortaya koydu. Bu tümüyle yanlıştır.
“Cornell Tıp Fakültesi” ve “New York-Presbyterian Hastanesi”nde geriatri ve palyatif tıp bölümünün eş başkanı Profesör Lachs, “Yaşlı bir insan stereotipi; bağımlı, bilişsel bozukluğu olan biri şeklindedir,” dedi. Lachs bunun istisnai olarak bazı kişilerde olabileceğini kabul etse de, “yaşlı insanların büyük çoğunluğunda bilişsel bozukluk yoktur. Büyük çoğunluğu yardıma ihtiyaç duymaz,” diye ekledi. Son yıllarda yaşlanmanın olumlu yönlerine odaklanan araştırmalar arttı. Buna göre yaş ilerledikçe muhakeme gücü ve bilgelik artıp, duygusal zeka ile mutluluk yükseliyor.
Yeni çalışmalarda, 65 yaş üzerindeki binlerce insanın verileri bize, yaşın ilerlemesiyle insani vasıfların gelişim göstermesinin istisna olmadığını gösteriyor. Hatta bu oluşumun gerileme kadar yaygınlığını söyleyebiliriz. Uzmanlara göre kalıp yargılar ile gerçeklik arasındaki bu farkın bir nedeni, maalesef, yaşlı bireylerle ilgili araştırmaların çoğunlukla ortalama sonuçlara odaklanması ya da sadece gerilemeyi incelemesi, gelişim ihtimalini göz ardı etmesidir.
Yaşlanmaya bakış açısı neden önemlidir? Lachs, ortalama yaşı yaklaşık 89 olan hastalarında başarılı olan kişilerin genellikle ortak bir özelliği olduğunu söylüyor: “Hayatlarında onlara anlam ve amaç veren bir şey var”. “Bu siyaset olabilir, bir torun olabilir, bir sanat müzesinde gönüllülük olabilir, hayvanlar olabilir, seyahat olabilir”.
Yaşlanmaya bakış açısının bu denli önemli olmasının nedeni, olumlu ya da olumsuz bir döngüyü tetikleyebilmesidir. Eğer yaş aldıkça kendinizi iyi hissediyor, gelişebileceğinize, dünyaya katkı verebileceğinize inanıyorsanız; spor yapmak, sosyalleşmek ve gönüllü faaliyetlerde bulunmak için zaman ve enerji harcamak sizin için çok anlamlı olur. Bu da özgüveninizi ve ruh halinizi yükselterek kendiniz ve başkaları için daha fazla olumlu şey yapmanıza yol açar.
Levy’nin araştırması da bunu destekleyen bulgular sunuyor. Yaşlanmaya olumlu bakıyorsanız, kendinize daha iyi bakmaya daha yatkın olursunuz. Kendinizi bırakmak bir yana, onurunuz pekişir, kendinize uğraş verirsiniz. Dışarı çıkarsınız, arkadaş edinme olasılığınız artar. Davetli olduğunuz akşam yemeğine yürüyerek gidersiniz, böylece hareket kabiliyetiniz artar. Sohbete katılırsınız; öğretmek ve öğrenmenin yaşı yoktur! Biliyoruz ki sadece hastalıkların önlenmesinde değil, sağlıklı ve uzun bir yaşam sağlanmasında en güçlü faktörlerden biri sosyal bağlardır.
Lachs, bunun tersinin de kolayca oluşabileceğini belirtiyor: Eğer yaşlı bir birey olarak sağlığınızı geliştirebileceğinize inanmıyorsanız, spor yapma, yeni arkadaşlar edinme ya da yeni şeyler deneme konusunda istekli olmazsınız. Sadece kendinizi değil, başta sevdiklerinizi sonra da çevrenizi köreltirsiniz! Lach’sa göre bunun en şaşırtıcı yanı şu: “Yaşlanmaya olumlu bakmak bir ilaç değil, bir ameliyat değil. Zararlı bir tedaviye gerek yok. Bu sadece bir tutum değişikliği. Zihin-beden bağlantısı, tıp öğrencisiyken biraz ‘fazla uçuk’ gibi görülürdü… ama aslında verdiğimiz birçok ilaç kadar güçlü ve hiçbir yan etkisi yok: “Vazgeçmeyin, çünkü hayat daha iyileşebilir.”
Yaşlanma hakkındaki düşünceniz nasıl değişebilir? Eski ve yeni çalışmaların umutlandırıcı yönlerinden biri, yaşlanmaya dair bakış açılarının kesin ve sabit olmamasıdır. Eğer yaşlanma konusundaki düşüncelerinizin olumsuz olduğunu düşünüyorsanız, geliştirmek için şunları yapabilirsiniz: Farklı yaş gruplarının bir arada olduğu ortamlarda daha fazla zaman geçirin. Yaş ayrımcılığıyla mücadele etmenin yollarından biri, gençlerin daha fazla yaşlı insanla, yaşlıların da gençlerle bir arada olmasıdır. Gençler yaşamları içerisinde kendisini sürekli geliştiren ve aktif kalan yaşı ileri bireyleri başka bir enerji, sevgi ve saygıyla algılarlar. Kuşaklar arası yaşamın yararına dair çok araştırma vardır. Farklı yaşları içeren bireylerden oluşan ekiplerin, aynı yaş grubundan olanlara nazaran epey daha iyi performans gösterdikleri kanıtlanmıştır.
Her yaş insanının “Üst yaştakilerin deneyim, bilgelik ve muhakemesinden; gençlerin ise, yaratıcılık, risk alma ve yeni fikirlerinden yararlanabilmesi olasıdır. Yaş ayrımcılığı başlıca paradokstur zira herkes yaşlanır. Günümüzde insanları ayrıştıran çok faktör var. Ama bilinçli olup, hepimizin paylaştığı tek şeyin daha uzun ve esen bir yaşam sürdürmek olduğunu unutmazsak dolu dolu bir ömür bizi beklemektedir.
Evet, hele ki birilerinin çirkinleştirmeye epey uğraş verdikleri bu dünyada, mevsimlerin en güzeline girerken, ben spora aşık genç bir yaşlı olarak sevincimi, sevgimi, saygımı paylaşmaya çalışıyorum! Umarım yazdıklarım hoşunuza gider. Ben yazarken pek doldum, müthiş bir enerjiyle tercüme ettim, çelebice katkıda bulundum…
Hoşkalınız!
Bekir EMRE
English