Kamuoyu, birbirinden tehditkar üç ülkenin orta doğuda tetiklemiş olduğu dalaşın, tüm dünyaya sıvışmasına endişelenirken tenisin esamesi okunur mu diye düşünüyordum? Ama medyamız maşallah ayak-topunu pompalayarak insanları baya meşgul ettiğine göre tenis sporuna gönül vermişlere de güncel gelişimleri iletmekte bir zarar yoktur diye düşündüm.
Tabi ki, ülkemizde birçok uluslararası turnuva yapıldığından yurt dışındaki merkezlerle bol bol telefon ve eposta trafiği oluyor. Kimi bilgi sahibi olmak istiyor, kimi sabır diliyor. Derken “ITF” yani “Uluslararası Tenis Federasyonu” ülkemizdeki tüm turnuvalarını iptal etti. Başlamış ve çeyrek finallere gelmiş olanları bile. Hani zamanında bir Milli Eğitim Bakanımız “okullar olmasa ne güzel idare ederiz” gibi veciz bir saptama yapmış ya… Bunlar da öyle düşündüler herhalde ? Savaş ve tenis ne denli ilintili aşağıda zaten değineceğim.
Kurulduğundan bu yana hep 5. grand-slam olarak atanma uğraşı verip bir türlü başaramayan “Indian Wells” turnuvası sürprizlerle dolu bir şekilde bitti. Dünyanın en varsıl yatırımcılarından olan tenis sevdalısı Oracle CEO’su Larry Ellison tarafından çölün ortasında kuruldu. Kortları, golf sahaları, her türlü eğlence mekanları ile devasa bir spor vahası olarak insan eliyle gerçekleştirilmiş bir kent adeta bu “Kızılderili Kuyuları”. Tenisin bankası olarak anılan BNP başta olmak üzere, Rolex, Lexus, FAGE, lululemon ve PIF gibi fevkalade prestijli markalar “Indian Wells”de sergileniyor. Üstelik kortun içinde hepsi bir arada. Ana-sponsor diğerlerine de görünüm olanağı tanıyor… Zira kendi markası da onlarla prestij kazanıyor. Sosyal-medyayla pek arası olmayan Ellison, konuklarıyla birlikte izleyicilerin arasında oturuyor… Loca filan yok.
Indian Wells Sabalenka ve Sinner’in egemenliği ile bitti. Her iki kategorinin çeyrek-finalinden sonra tek vatandaşlarının bile kalmaması ABD’lilere acı geldi! Başlıca kazanç ise Mboko (19), Eala (20), Gibson (21), Fonseca (19), Fils (21), Michelsen (21) ve Tien (20) gibi gençlerin bir ATP 1000 turnuvasında çeyreklere kadar çıkabilmesiydi. Rus Medvedev’in çabalarının meyvesini toplayıp, kariyerinin bitmediğini kanıtlaması da sevindirici… Finali bile ucundan (76, 76) yitirdi.
Daha önceki 2 yazımda (Tenis Nereye 1 & 2) Arap Yarımadası’nın tenisle gittikçe sıklaşan ilişkisine değinmiştim. Suudi Arabistan kurduğu PIF (Public Investment Fund - Kamu Yatırım Fonu) ve onun bir kolu olan SURJ (Sports Investment Fund - Spor Yatırımları Fonu) vasıtasıyla 22milyon dolarlık bir ekonomik gelir ve 100.000 kişilik bir işkolu yaratmayı amaçlıyor.
2024’ten bu yana flört ettikleri ATP/WTA’ye teklif edilen para 1milyar dolar. Bu paranın bir kısmı erkek ve kadınların ranking/sıralama listelerine başlık olmaya gitti! Bir kısmı, kadınların yıl sonunda Riyad’da yapılacak Tour Finallerine harcandı.
Ardından, uzak doğudaki Chengdu ve Hong Kong turnuvalarının lisansları alındı. Sonra Avrupa’daki ufak turnuvaların (ATP250) lisanslarına sıra geldi: Fransa’daki Moselle Open ve Moskova’daki Kremlin Kupası. Hepsi bu yeni bulduğu finansman ile ATP tarafından satın alındı. Bu dört işlem de gizli tutuldu. Sırada Buenos Aires’deki “Arjantin Açık” ve Acapulco’daki “Meksika Açık” var.
Bu işlemlerin hepsi Arabistan Yarımadası’nda organize edilecek turnuvalara yer/tarih açmak için yapılıyor. Lisansları satın alınan bu turnuvaların hepsinin ya tarihleri değişecek ya da değişik birimlere satılacaklar.
Tüm bunlar olurken İtalyanlar gittiler Brüksel’de yapılan “European Open”ı satın aldılar. ATP bu satışın iznini verirken yeni tarihini ve ilaveten zeminini kendisi saptamak şartını koştu!
Bir “ATP250” turnuvasının lisans bedeli 15 ila 20 milyon dolar arasında. ATP500’ler için fiyat 35 ila 45milyon dolar. Doğal olarak artık tüm bu koşullar ortaya çıkınca fiyatlar füze gibi fırlayacak!
Bu alışverişin tüm finansörü SURJ.
ATP’nin görünürdeki (!) hedefi, takvimi dört grand-slam turnuvanın güdümünde oluşturmak. Önce 4 grand-slam sonra 10 tane “ATP 1000 Masters”: 7’si zorunlu ve iki haftalık turnuvalar olacak (Indian Wells, Miami Open, Madrid Open, Italian Open, Canadian Open, Cincinnati Open ve Shanghai Masters)… Bunların tarihleriyle hiçbir başka turnuva çakışmayacak.
Kalan 3 tanenin biri Paris Masters. Tek farkı bir haftalık olması. Geriye kalanlar Monte Carlo Masters ile 2028’den itibaren devreye girmesi kesinleşen Suudi Arabistan turnuvası. Bu son ikisi tek hafta ve zorunlu değil.
ATP500 ile ATP250 turnuvalarının sürdürüleceği söylenmekte ama kesinleşen hiçbir şey yok. 16 tane ATP500 turnuvasının her hafta iki tane olmak üzere 8 haftada bitirileceği sadece bir söylentiden ibaret.
Elde kalan 24 adet ATP250 turnuvası ise yıl boyu 10 hafta sürecinde yapılacakmış!
Şimdi, bunları okudunuz ya, gelin bir de nedenlerini okuyun: Efendim, bu kararların hepsi oyunculara daha uzun bir dinlenme süreci yaratmak içinmiş. Zira top oyuncular en büyük turnuvalara konsantre olacaklar, tenis sevdalıları da takvimdeki elit haftaları daha kolay seçebileceklermiş! Ayrıca büyük turnuvalar sponsor ararken küçük turnuvalar ile rekabet etmek zorunda kalmayacaklarmış! Küçük turnuvalar ölüme mahkum ediyorlar yani. Bizim dilimizde bir deyiş vardır. “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diye!
Futbol, Golf, Boks, MMA (Savaş Sanatları), Formula 1, Cricket ve espor’a muazzam yatırım yapan çöllerin prensleri şimdi de profesyonel teniste başaktörlerden biri olmak istiyor. Bunu yaparken de profesyonel tenisin darda kalmış yöneticilerini (ATP ve WTA) kullanıyorlar. Satın alıyorlar demiyorum, haşa!
Ama şimdiye kadar olan atılımlar pek de sonuç verdi diyemeyiz. Bir kere WTA ile anlaşamadılar. En son Riyad’da yapılan “Tour Finalleri” tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Ayrıca takvimde yer açmak için uğraşıyoruz diyen bu iki kurum zaten tepelerine kadar 1000’lik turnuvayla doluyken bunlara ilaveten erkek-kadın birlikte yapılacak yeni bir 1000 turnuvası için lisans vermişler!
Ben şahsen kime inanacağımı bilemiyorum. Hani rahmetli Erkin Koray’ın dediği gibi: “Bir o yana bir bu yana, yatma şaşkın!”
Sanki çölün prenslerinin paralarını heba edeceklermiş gibi geliyor. Hele maazallah, bir de savaş türedi… Şaşkınım!
Hoş kalınız.
Bekir EMRE
English