“İstanbul Challenger – 78. TED Open” kapsamında kulübümüzde bulunan, çiftler kategorisinde Grand Slam şampiyonluğu yaşamış tenis efsanesi Jacco Elting, turnuva, TED Spor Kulübü ve Türk tenisinin geleceğine dair sorularımızı yanıtladı.
Turnuva deneyimini, TED Spor Kulübü hakkındaki izlenimlerini ve genç tenisçilere yönelik düşüncelerini paylaşan Elting, organizasyondan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti:
Jacco Elting’in “İstanbul Challenger – 78. TED Open”, TED Spor Kulübü ve Türk tenisine dair sorularımıza verdiği yanıtlar sizlerle.
“İstanbul Challenger – TED Open” turnuvası sıklıkla “Türkiye’nin Wimbledon’ı” olarak nitelendiriliyor. Başarılı bir kariyere sahip bir tenisçi olarak bu tanımlama sizin için ne ifade ediyor? Sizce turnuvanın tenis dünyasındaki yeri ve önemi nedir? Bu seviyedeki bir Challenger turnuvası olarak Türkiye’deki en büyük organizasyon ve bu nedenle, dört Grand Slam arasında en tanınmış turnuva olan Wimbledon ile belki kıyaslanabilir. Hem Wimbledon hem de TED turnuvaları bir yerleşim bölgesinin içinde yer alıyor ve üyeleri için çok iyi tesislere sahip. Bu turnuvayı özel kılan unsurlardan biri de, tenis geleneği ile kulüp yaşamının aynı atmosfer içerisinde buluşması.
Kariyeriniz boyunca dünyanın farklı noktalarında önemli turnuvalarda ve kortlarda mücadele ettiniz. “İstanbul Challenger – TED Open” deneyiminizin ardından, turnuvayı diğer organizasyonlardan ayıran özellikler neler? Organizasyonu yürüten insanların misafirperverliği ve samimiyeti! Burada yalnızca profesyonel bir turnuva ortamı değil, aynı zamanda sıcak ve samimi bir kulüp atmosferi de hissediyorsunuz.
“İstanbul Challenger – TED Open”, 2003 yılında 49 ülkede düzenlenen 129 Challenger turnuvası arasından ATP tarafından “Dünyanın En İyi Challenger Turnuvası” seçildi. Ödül Roger Federer tarafından takdim edildi. Bu tarihi başarı ve günümüze kadar devam eden turnuva geleneği hakkında neler düşünüyorsunuz? Böylesine önemli bir organizasyonu bu kadar uzun süre düzenleyebilmek gerçekten büyük bir emek. Hollanda’da profesyonel turnuvalarla ilgili tüm KNLTB ilişkilerinden sorumlu olduğum için bunun içeriden ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ödül fonunu ve diğer organizasyonel faaliyetleri finanse etmek için sponsor ve paydaş desteği bulmak kolay değil. Bu nedenle TED Open’ın bu kadar uzun yıllardır devam eden geleneğini ve ulaştığı noktayı ayrıca takdir ediyorum. 2028’de, yani bu ödülü kazandığınız tarihin 25. yıl dönümünde, bu unvanı yeniden kazanmayı deneyin!
Bu yıl TED Spor Kulübü’nde geçirdiğiniz süre boyunca kulübün atmosferi, tesisleri, kortları ve genel turnuva ortamı hakkındaki izlenimleriniz neler oldu? Ayrıca burada genç sporcuları gözlemleme ve Türk tenisinin gelişimini takip etme fırsatınız da oldu. Türk tenisinin yeni nesli hakkındaki düşünceleriniz neler?
Kendinizi burada gerçekten hoş karşılanmış hissediyorsunuz. Çok güzel bir restoran, bakımlı ve zemini iyi kortlar, temiz ve düzenli soyunma odaları, güzel bir merkez kort, çok sayıda çocuk ve iyi antrenörler var. Ebeveynler, diğer ülkelerdeki ailelerle benzer zorluklarla karşı karşıya. Ancak çocuklarını doğru şekilde desteklemelerini umuyorum. Gerçekten ciddi potansiyele sahip bazı gençleri izleme fırsatım oldu. Bu gençlerin gelişimlerini doğru bir şekilde sürdürmeleri, Türk tenisinin geleceği açısından önemli. Bu nedenle ebeveynlere tavsiyem; çocuklarının gelişim sürecinde, umarım doğru yönlendirmeyi yapan antrenörleri dinlemeye devam etmeleri.
Son olarak, “İstanbul Challenger – TED Open”ın bir parçası olmak ve özel gösteri maçı vesilesiyle tenis tutkunlarıyla buluşmak sizin için ne ifade etti? TED Spor Kulübü ve bu turnuvadan nasıl anılarla ayrılacaksınız? Çok güzel zaman geçirdim ve en kısa zamanda tekrar gelmeyi umuyorum. Bu şartlarda o kortta yeniden oynamaktan büyük keyif aldım. Uzun yıllar sonra yeniden böyle bir atmosferde korta çıkmak benim için çok keyifliydi ve tenis oynama isteğimi yeniden güçlendirdi. Yoğun iş tempom nedeniyle artık bunu çok sık yapamıyorum ama yeniden oynamak bende daha fazlasını yapma isteği uyandırdı...!
English