“İstanbul Challenger – 78. TED Open” kapsamında kulübümüzde ağırladığımız, dünya tenisinin sevilen isimlerinden ve eski dünya 17 numarası Fabrice Santoro, TED Open’ın geçmişinden turnuvanın atmosferine, TED Spor Kulübü’ndeki deneyiminden Türk tenisinin geleceğine uzanan sorularımızı yanıtladı.
Kariyeri boyunca dünyanın en önemli kortlarında mücadele eden Santoro, İstanbul Challenger deneyimini değerlendirirken TED Spor Kulübü’nün tenis kültürüne, turnuvanın samimi atmosferine ve Türk seyircisinin tenise olan ilgisine dikkat çekti.
Santoro’nun İstanbul Challenger – TED Open ve Türk tenisi hakkındaki görüşleri sizlerle:
“İstanbul Challenger – TED Open” sıklıkla “Türkiye’nin Wimbledon’ı” olarak tanımlanıyor. Olağanüstü bir kariyere sahip bir tenisçi olarak, bu tanımlama sizin için ne ifade ediyor? Sizce bu turnuvayı özel kılan ve dünya tenisindeki yerini belirleyen özellikler neler? TED Open, tenis dünyasında kendine önemli bir yer edinmiş, çok güzel bir turnuva. Uzun yıllardır devam eden bu geleneğin bugün hala aynı heyecan ve tutkuyla yaşatılması gerçekten etkileyici. Bir turnuvayı organize etmek oldukça zor. 40 yıla yakın süredir kesintisiz olarak bu seviyede bir turnuvayı düzenliyor olmak ise olağanüstü bir başarı. Çok misafirperver bir turnuva. Ayrıca tenise büyük ilgi duyan, tutkulu bir seyirci kitlesine sahip olması da buradaki deneyimi özel kılıyor.
2003 yılında “TED Open”, 49 ülkede düzenlenen 129 Challenger turnuvası arasından ATP tarafından “Dünyanın En İyi Challenger Turnuvası” seçildi. Ödül Roger Federer tarafından takdim edildi. Bu tarihi başarı ve günümüze kadar devam eden turnuva geleneği hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bu ödül, organizasyon ekibinin ortaya koyduğu olağanüstü çalışmanın bir sonucu. Böyle bir başarının elde edilmesi, turnuvanın yıllar boyunca ne kadar yüksek bir organizasyon standardına sahip olduğunu gösteriyor.
Bu yıl TED Spor Kulübü’nde geçirdiğiniz süre boyunca kulübün atmosferi, tesisleri, kortları ve genel turnuva ortamı hakkındaki izlenimleriniz neler? TED Spor Kulübü’nün bu seviyedeki uluslararası bir organizasyona uzun yıllardır başarıyla ev sahipliği yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kulüp gerçekten çok güzel ve seyirciler tenisi çok iyi biliyor. Buradaki tenis atmosferinin oldukça güçlü olduğunu ve seyircilerin maçlara olan ilgisinin bunu açıkça gösterdiğini düşünüyorum. Bu turnuvada daha önce de oynamış ve bu yıl yeniden burada bulunmuş biri olarak, turnuva direktörünün ve organizasyon ekibinin çok deneyimli olduğu açıkça görülüyor. Organizasyonun genel işleyişinde bu deneyimin etkisini hissediyorsunuz.
Bu yıl genç oyuncuları gözlemleme ve Türk tenisinin gelişimini daha yakından takip etme fırsatınız da oldu. Türk tenisinin yeni nesli hakkındaki izlenimleriniz neler?
Bu kadar çok çocuğun tenise tutkuyla bağlı olduğunu görmek harikaydı. Tenise duyulan bu ilginin Türk tenisinin geleceği açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım içlerinden bazıları gelecekte profesyonel tenisçi olabilir. Onların gelişimini ve ilerleyen yıllarda neler başarabileceklerini görmek çok güzel olur.
Son olarak, “İstanbul Challenger – TED Open”ın bir parçası olmak ve özel gösteri maçı vesilesiyle tenis tutkunlarıyla buluşmak sizin için ne ifade etti? TED Spor Kulübü ve bu turnuvadan nasıl anılarla ayrılacaksınız? İstanbul’a ve Türk seyircisine yeniden kavuşmak benim için büyük bir mutluluktu. Burada yeniden korta çıkmak ve tenis tutkunlarıyla bir araya gelmek benim için çok özel bir deneyim oldu. TED Spor Kulübü’nü ve burada yaşadığım güzel anları uzun süre hatırlayacağım.
English